Büyükada'nın Saklı Yüzü: Mizzi Köşkü (Al Palas)'ın Bilim ve Zarafet Dolu Tarihçesi
Büyükada'nın Saklı Yüzü: Mizzi Köşkü (Al Palas)'ın Bilim ve Zarafet Dolu Tarihçesi

İstanbul'un gözde kaçış noktası Büyükada, yemyeşil doğası, nostaljik faytonları ve tabii ki görkemli yalılarıyla her zaman büyüleyici bir atmosfere sahip olmuştur. Ancak adanın köklü geçmişi, sadece sosyal yaşantısıyla sınırlı değil. Tarih boyunca bilimsel keşiflere, mimari dehalara ve çok kültürlü bir mirasa ev sahipliği yapmış olan Büyükada'nın en özel sırlarından biri ise Mizzi Köşkü (Al Palas)’tır. Bir zamanlar gökyüzünü inceleyen kulesindeki teleskopla ev sahipliği yapmış bu eşsiz yapı, Osmanlı'nın modern bilime uzanan elini, Art Nouveau mimarisinin zarafetiyle birleştirerek günümüze taşıyor. 

 

Gökyüzü Merakının Adadaki Yansıması: Lewis Mizzi ve Gözlemevinin Doğuşu

 

Mizzi Köşkü'nün hikayesi, köşkün ilk sahibi George Mizzi ile başlar. Onun ardından miras ve satış yoluyla birçok kez el değiştirmiştir. Tarihçi Akillas Milas, ilk sahiplerinin Rum olduğunu, daha sonra bu ailenin köşkün haciz davasına bakan avukat Lewis Mizzi'nin mülkiyetine geçtiğini belirtir. Mizzi'nin köşkü ne zaman edindiği tam olarak bilinmese de, 1894 yılı depremi sonrası bulunan arşiv belgeleri ve dönemin basın kayıtları, 1890'lı yıllarda Mizzi Köşkü'nün sahibinin Lewis Mizzi olduğunu kanıtlar niteliktedir.

 

Malta kökenli, Osmanlı Levanten toplumunun önemli figürlerinden olan Lewis Mizzi'nin hayatı, hukuk ve diplomasi alanındaki parlak kariyerinin yanı sıra, astronomiye olan büyük tutkusuyla şekillenmiştir. 1868'de Malta Üniversitesi'nden hukuk diplomasını alan Mizzi, uzun yıllar Yunanistan ve Osmanlı topraklarında hukukçu olarak görev yaptı. Yaklaşık 1872'li yıllarda İstanbul'a gelen Mizzi, kısa sürede şehrin en saygın ve prestijli avukatlarından biri hâline geldi. Mizzi, aynı zamanda İstanbul'da haftalık yayınlanan İngiliz Gazetesi The Levant Herald and Eastern Express'in imtiyaz sahibi ve editörüydü. Çok dil bilen ve entelektüel çevrenin saygın bir üyesi olan Lewis Mizzi, hukuk alanında doktora unvanına sahip bir bilim adamıydı. Astronomiye olan yoğun ilgisiyle İngiltere, Fransa ve Pasifik bölgelerindeki astronomi derneklerine üyeydi. İstanbul'daki İtalyan topluluğu ile de yakın temasta bulunan Mizzi, Malta ile birlikte İtalya'da da eğitim almış olduğundan, İstanbul'da İtalyan kültürü ve dilinin yayılmasında büyük rol oynamıştır.

 

İstanbul'daki yoğun çalışmalarına devam eden Mizzi, Büyükada'daki yazlığına kişisel gözlemlerini yapabilmek için özel bir kule ekletme kararı aldı. Bu karar, Osmanlı'da bireysel bilimsel merakın ne denli güçlü olabileceğinin çarpıcı bir örneğiydi.

 

Büyükada Depremi: Küçük Kıyamet

 

Osmanlı kaynaklarında "Büyük Harekât-ı Arz" ya da "Küçük Kıyamet" olarak geçen 1894 depremi, İstanbul ile birlikte Adalar'da da birçok yapının yıkılmasına veya ciddi hasar görmesine neden olmuştur. Atina Rasathanesi müdürü önderliğinde hazırlanan ve II. Abdülhamit'e sunulan deprem raporunda, en yoğun hasarın Adalar'da olduğu belirtilmiştir. Raporda, özellikle kagir binaların yıkıldığı, ahşap olanlara ise pek bir şey olmadığı kaydedilmiştir. Mizzi Köşkü (Al Palas) da bu depremde önemli derecede hasar gören yapılardan biri olmuştur. Deprem sonrası dönemin basınında, Adalar'ın öne çıkan diğer binalarıyla birlikte Mizzi Köşkü'ndeki hasarla ilgili haberlere de rastlanır. Bu haberlerde, hasarın büyüklüğü ve köşesindeki rasathanenin zararının 15 bin Frank'ı bulduğu gibi ifadeler yer alır.

 

İstanbul depremini yaşayanlardan Lady Dorina L. Neave'in anılarında, Adalar'daki büyük yıkımdan ve aile dostları "Sir Edwin Pears ve Dr. Mizzi"nin ağır hasarlı villalarından söz edilmiştir.

 

Büyük hasarın sonucunda köşk, İstanbul'un ve Adalar'ın birçok yapısı gibi, kısmi olarak yeniden yapılmıştır. Bu yeniden yapım, İstanbul'a yeni gelmiş olan İtalyan mimar Raimondo D'Aronco tarafından gerçekleştirilmiştir. Mizzi ile D'Aronco'nun tanışmasının, Mizzi'nin üyesi olduğu İtalyan dernekleri aracılığıyla olduğu düşünülmektedir. Roberto Albanese, D'Aronco'nun kendi ailesiyle birlikte Avrupa'ya uzun seyahatler yaptığını, 1895 yılında ise Mizzi ailesiyle Alpler'deki bir termal otelde konakladıklarını belirtmiştir. Bu bilgi, profesyonel yaşamın ötesinde, ikilinin yakın bir dostluğa sahip olduğunu göstermektedir.

 

D'Aronco'nun Dokunuşu: Mimari Bir Şaheser  Mizzi Köşkü (Al Palas)

 

Raimondo D'Aronco, Sultan II. Abdülhamit'in düzenlemeyi planladığı Ziraat ve Sanayi Sergi-i Umumisi'nin tasarımını ve uygulamasını yapmak üzere 1893 yılının Temmuz ayında İstanbul'a gelir. Osmanlı tarım ve endüstri ürünlerini uluslararası alanda tanıtmak ve yöresel ekonomisinin gelişmesi için Batı teknolojisinin bir bölümünü kullanmak amacıyla neredeyse bir yıl boyunca hazırlıkları yapılan bu sergi projesi, 10 Temmuz 1894 günü gerçekleşen İstanbul depremi nedeniyle iptal edilir.

 

Depremin hemen ardından II. Abdülhamit, resmî daireler başta olmak üzere, askerî binalar ve vakıf eserlerinin keşfi ve onarımı için bir komisyon kurulmasını ister. D'Aronco da Sarkis Balyan, Alexandre Vallaury ve Mühendis Andre Berthier ile birlikte "heyet-i fenniye" adıyla oluşturulan komisyonun içine dâhil edilerek onarım çalışmalarına katılır. Hesap dışı olan bu onarım görevi sırasında tanıyacağı Bizans ve Osmanlı anıtları, onu mesleki hayatının en verimli dönemine taşıyacaktır.

 

Onarım işleri dışında, depremin üzerinden yaklaşık altı ay geçtikten sonra D'Aronco, bir rasathane tasarımı göreviyle karşı karşıya gelir. Oldukça korkunç gerçekleşen deprem sonrası Osmanlı Devleti'nin sismoloji konusundaki eksiği fark edilir. Bunun için Avrupa'dan sismoloji araştırmaları yapacak uzman çağırma fikri gündeme gelir. Bir dizi öneri arasından deprem tarihindeki vakarıyla ön sıralarda yer alan İtalya'dan ve Romalı bir uzman üzerinden karar kılınır. Bu vesile ile Profesör Giovanni Agamennone İstanbul'a gelir.

 

Yapılan araştırmalar ve incelemeler sonucu Pera'daki Rasathane-i Âmire, konumu ve kapasitesi gereği bu aletler için yetersiz görülür. Yeni rasathane yapılması için çalışmalara başlanır. İlk önce Şişli'de Darülaceze bölgesi seçilir. Burası, D'Aronco'nun İstanbul'a geliş nedeni olan ve deprem nedeniyle iptal edilen Ziraat ve Sanayi Sergisi'nin mekânıdır. Bina tasarımı yapılır fakat hem tasarımın uygulaması hem de bütçeyi çok aşacağından bir başka zamana ertelenerek proje iptal edilir.

 

II. Abdülhamit'in önerisi üzerine Maçka Silahhanesi'nin karşısındaki arsa seçilir. Bunun üzerinde D'Aronco keşif yaparak yeni bir rasathane tasarlar. 6 Mayıs 1895 tarihli bu tasarım, iki birimli bir binadır. Söz konusu binanın faaliyette olduğuna dair ifadeler dönemin gazetelerinde yansımıştır fakat günümüzde İTÜ Maçka Kampüsü'ne ev sahipliği yapan Silahhane bahçesinde böyle bir yapının varlığı tespit edilememiştir.

 

Lewis Mizzi'nin bilimsel hayallerini gerçeğe dönüştürecek mimari deha ise, Osmanlı Art Nouveau akımının en önemli isimlerinden Raimondo D'Aronco oldu. D'Aronco'nun eşsiz tasarımı, İtalyan Orta Çağı'ndan esinlenen neo-Gotik detaylarla bezeli kuleyi, Art Nouveau'nun akıcı ve zarif çizgileriyle birleştirdi. Köşkün bünyesine eklenen bu rasathane kulesi, o dönemde modern teleskoplarla donatılarak Osmanlı coğrafyasında nadir bulunan bir bilimsel altyapı sağlamıştır.

 

4 Ocak 1895 yılında Lewis Mizzi, Sadaret'e yazdığı bir dilekçede, dünyaca meşhur astronomi derneklerinin üyesi olduğundan bahseder ve devamında bu ilmin gelişmesi için Büyükada'daki evinin bitişiğine ve diğeri Beyoğlu'nda Su Terazisi Sokağı'ndaki evinde olmak üzere iki rasathane kurduğunu belirtir. Gerekli olan aletleri aldığını da ifade eder. Büyükada Rasathanesi'ni Mimar D'Aronco'nun hazırladığı planlara ve haritalara göre inşa ettirdiğini, bu nedenle mimari açıdan benzerlerine göre daha iyi olduğunu belirtir. Osmanlı Devleti'nde bu bilimi geliştirmek ve araştırmalara katkıda bulunmak amacıyla Heybeliada'daki Denizcilik Okulu'nun öğretmen ve öğrencilerine karşılıksız teslim edeceğini de ekler.

 

1894 yılındaki büyük İstanbul Depremi'nde zarar gören yapı, yine D'Aronco'nun ellerinde yeniden hayat buldu. Halk arasında "Al Palas" olarak da bilinen Mizzi Köşkü, özellikle kırmızı cephesiyle Büyükada'nın Nizam Mahallesi'nde hemen dikkat çeker. Bu köşk, sadece bir konut değil, aynı zamanda bilim ve mimarinin buluştuğu eşsiz bir sanat eseridir.

 

Büyükada'dan Yükselen Bir Bilim İnsanı: Eugenios Antoniadis

 

Mizzi Köşkü (Al Palas)'ndeki gözlemevi, Büyükada'nın yetiştirdiği önemli astronomlardan Eugenios Mihail Antoniadis için de bir bilim merkezi hâline gelmiştir. Antoniadis, ilk gözlemlerini burada yaparak özellikle Mars ve Güneş lekeleri üzerine dikkat çekici çalışmalar gerçekleştirmiştir. Bu değerli araştırmalarını daha sonra Paris'e taşıyan Antoniadis, ünlü Fransız Astronomi Derneği'nin (Société Astronomique de France) başkanı Camille Flammarion ile paylaştı ve bu sayede uluslararası arenada ün kazandı.

 

Mars yüzeyi üzerine yaptığı ayrıntılı çizimler ve tespitler, o dönemin en hararetli bilimsel tartışmalarından biri olan Mars kanalları meselesine bilimsel bir ışık tuttu. Antoniadis, bu çalışmalarıyla 20. yüzyılın en önemli Mars uzmanlarından biri olarak tarihe geçti. Mizzi Köşkü (Al Palas), adeta bir bilim yuvası gibi, gelecek nesil astronomlara ilham veren bir merkez olmuştur.

 

Mizzi Köşkü (Al Palas)'nun Dönüşümleri: Hotel San Remo'dan Günümüze

 

Cumhuriyet'in ilanından sonra, Büyükada'daki birçok köşk gibi Mizzi Köşkü (Al Palas) de farklı işlevler üstlenmeye başladı. 1930-1940 yılları arasında Hotel San Remo adıyla bir otele dönüştürüldü. Ne yazık ki, 1950'li yıllarda teleskopun yer aldığı camekânlı bölüm çürüyerek kaldırılsa da, yapının mimari bütünlüğü son dönemdeki özenli restorasyon çalışmalarıyla yeniden sağlandı.

 

Bugün Mizzi Köşkü (Al Palas), 2000'li yıllarda başlayan kapsamlı tadilatının sona ermesiyle yeniden göz kamaştırıyor. Geçmişin bilimsel ışığı, zarif mimarisi ve zengin kültürel dokusuyla bezenmiş bu yapı, sadece Osmanlı'nın modern bilimle buluşma çabasını simgeleyen nadir bir bilim merkezi değil, aynı zamanda Art Nouveau mimarisiyle süslenmiş bir zaman kapsülü gibidir.