İstanbul'da bazı yapılar, barındırdıkları hayattan çok daha uzun bir ömür sürer; taş ve ahşap, kendisini yaptıranların adını unutsa bile şehrin hafızasını taşımaya devam eder. Kandilli sırtlarının Boğaz'a en cesur biçimde uzandığı noktada, Akıntıburnu'nun kayalıkları üzerinde yükselen Edip Efendi Yalısı, bu yapıların en çarpıcı örneklerinden biridir. Açık mavi ahşap cephesi ve kırmızı kiremitli çatısıyla, Boğaz'dan geçen her tekneden fark edilen yalı; yalnızca zarif siluetiyle değil, üst üste binmiş mülkiyet katmanları, içinde büyüyen bir İngiliz yazarın hatıraları ve bir yangın gecesinden sağ çıkmış olmasıyla da Boğaziçi'nin en çok konuşulan sahilhaneleri arasında yer alır. Edip Efendi Yalısı, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Kandilli semtinde, Kandilli Caddesi üzerinde, akıntının en sert vurduğu burnun tam üzerinde konumlanır.
| İnşa tarihi | Kesin olarak bilinmiyor; 18. yüzyıl ortası (rivayet) ile 19. yüzyıl başı arasında tartışılıyor |
|---|---|
| Adını veren kişi | Edip İbrahim Efendi (ö. 1888), Osmanlı defterdarı ve nazırı |
| Bilinen ilk sahibi | Muammer Paşa (tapu kayıtlarına göre) |
| Mimari üslup | Boğaziçi ahşap sivil mimarisi; neoklasik–ampir karışımı, pencere pervazlarında barok süslemeler |
| Deniz cephesi | 39 metre (Boğaz'ın en uzun cepheli yalılarından biri) |
| Kat düzeni | Kârgir/kayıkhaneli bodrum + iki ahşap-bağdadi kat + deniz cephesinde asma kat |
| Konum | Kandilli Caddesi No: 25 / Göksu Caddesi hattı, Akıntıburnu, Kandilli, Üsküdar |
| Bölümler | Harem ve selamlık (bugün iki ayrı parsel) |
| Yapı ölçüleri | Selamlık 550 m², harem 650 m²; toplam 1.200 m² yapı, 1.963 m² arsa |
| Mekân dağılımı | 23 oda, 3 salon, 2 taşlık, 2 büyük sofa |
| Tescil | Selamlık bölümü 1971'de koruma numarasıyla tescillendi |
| Restorasyon | Harem 1986, selamlık 1993 |
| Bugünkü durum | Özel mülkiyet; ziyarete kapalı |
Edip Efendi Yalısı Tarihçesi: Kandilli'nin Hasbahçeleri ve Bir Sarayın Yeri
Edip Efendi Yalısı'nın oturduğu araziyi anlamak için önce Kandilli'nin adına bakmak gerekir. Semtin isminin kökenine dair birden fazla rivayet anlatılır. Yaygın olanına göre Sultan IV. Murad, Revan Seferi öncesinde bu çevrede bir saray yaptırmış; 1632'de zaferle dönüldüğünde bu sarayda dünyaya gelen şehzade Mehmed için yedi gece boyunca kandil donanması düzenlenmiş ve semt bu nedenle "Kandilli" adıyla anılmaya başlanmıştır. Bir başka rivayete göre ise ad, padişahların Göksu'dan deniz yoluyla dönüşlerinde sahil boyunca yakılan kandillerden gelir.
Zamanla harap olan bu saray, Sultan I. Mahmud döneminde yeniden ihya edilmiş; padişah sarayın çevresinde "Nev-âbâd" adıyla yeni bir yerleşim kurarak cami, çarşı, dükkân, hamam ve çeşme yaptırmıştır. Bugün ayakta olan Kandilli Camii'nin temelini oluşturan yapı da 1751'de bu program içinde inşa edilmiştir. Böylece uzun süre Osmanlı sarayının hasbahçelerine ev sahipliği yapan bu kıyı şeridi, 18. yüzyıl ortasından itibaren iskâna açılmıştır.
Edip Efendi Yalısı'nın konumu tam da bu hikâyenin merkezindedir: Yapının, eski Kandilli Sarayı'nın bulunduğu alan üzerine, doğrudan kayalıklara oturtularak inşa edildiği kaydedilir. Yani bu arazi, bir yalı yükselmeden çok önce de padişahların gözde noktalarından biriydi.
Yalı portföyleri için tıklayınız!
Bilinmeyen Bir İnşa Tarihi ve Üç Ayrı Rivayet
Boğaziçi yalıları arasında inşa tarihi en çok tartışılan yapılardan biridir Edip Efendi Yalısı. Kayıtlar kesin bir yıl vermez; bunun yerine birbiriyle yarışan üç anlatı dolaşımdadır.
Birinci rivayete göre yalı, Sultan I. Mahmud döneminde 1750–1752 arasında sadrazamlık yapan Divitdâr Mehmed Emin Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bu iddianın bilinen en eski yazılı kaynağı, Ahmet Esat'ın Gümrük Rehberi Mecmuası'nın Mart 1948 tarihli sayısındaki yazısıdır; burada yalının, hicri 1166'da (1753) vefat eden Divitdâr Mehmed Emin Paşa tarafından yaptırıldığı belirtilir. Basında sıkça tekrarlanan "1753 yapımı" ifadesi de aslında paşanın ölüm yılıdır, inşa yılı değil. Anlatıya göre paşa, fırtınalı geçen sadrazamlığı boyunca yalının keyfini süremeden görevinden azledilmiş ve sürgüne gönderilmiştir.
Bu rivayeti destekleyen fiziksel bir ipucu da vardır: Selamlık sarnıcının önünde, hicri 1179 (1765) tarihli, Mehmet Paşa'nın ruhuna yaptırılmış kitabeli bir çeşme bulunur. Bazı araştırmacılar yalının inşa yılını bu çeşmenin tarihinden hareketle çıkarma eğilimindedir.
İkinci anlatı mimarlık literatüründen gelir. Mimar Lütfi Yazıcıoğlu'nun 1977 tarihli bir yazısında yalının, Kandilli'deki Kont Ostrorog Yalısı ile aynı dönemde, 1850 civarında inşa edildiği; aynı semtteki İsmail Paşa ve Abud Efendi yalılarının ise üç yıl sonra yapıldığı belirtilir.
Üçüncüsü ise en temkinli olanıdır: Yapının mevcut mimari karakteri 19. yüzyıl Boğaziçi üslubunu yansıtır ve kültür envanteri kayıtlarında yalı 19. yüzyıl yapısı olarak sınıflandırılır. Kesin olan tek şey, yalının adını aldığı Edip Efendi'nin burayı 1887'de satın almış olmasıdır; dolayısıyla yapı bu tarihten belirgin biçimde eskidir. Aradaki boşluğu bugün için rivayetler doldurmaktadır.
Muammer Paşa'dan Edip Efendi'ye: Bir Yalıya Ad Veren Bir Yıl
Tapu kayıtlarının izini sürdüğümüzde yalının bilinen ilk sahibi Muammer Paşa'dır (kimi kaynaklarda Muammer Bey olarak geçer). Mülk ondan Kani Paşa'ya, Kani Paşa'dan da 1887'de Edip Efendi'ye geçmiştir.
Ancak bu zincir de tartışmasız değildir. Aynı 1948 tarihli mecmua nüshasında Edip Efendi'nin torunu Asaf Muammer, dedesinin yalıyı Kani Paşa'dan 1844'te satın aldığını söyler — tapu kaydına dayanan 1887 tarihiyle arasında kırk yılı aşan bir fark vardır. Bir başka anlatıda ise zincir daha uzundur: Divitdâr Mehmed Emin Paşa'nın ölümünden sonra yalı Mahmut Paşa'ya, oradan Şevki Efendizade'ye, ondan Kani Paşa'ya geçmiştir. Kısacası yalının el değiştirme tarihçesi, inşa tarihi kadar olmasa da hâlâ bir mutabakat noktası beklemektedir.
Edip İbrahim Efendi, Osmanlı bürokrasisinin köklü isimlerindendi: Şûrâ-yı Devlet üyeliğinde bulunmuş, çeşitli defterdarlıklar yapmış, Defter-i Hâkânî ve Maliye nazırlıklarında görev almıştı. Sicill-i Osmânî'ye göre nizam sever, zevk sahibi bir devlet adamıydı. Yalıyı satın aldıktan sonra mimari karakterini bozmadan esaslı bir onarımdan geçirmiş, mekânları dönemin sade ve rahat eşyalarıyla döşemişti.
Bu hikâyenin dokunaklı tarafı şudur: Edip Efendi, bunca emek verdiği yalıda ancak bir yıl kadar yaşayabildi. 1888'de vefat etti. Yapı, onun ölümünden sonra iki oğlu arasında paylaşıldı ve zamanla bakımsız kalarak harap düşmeye başladı. Yalı ise bir asrı aşkın süredir, içinde yalnızca bir yıl oturabilen adamın adıyla anılıyor.
Yalı portföyleri için tıklayınız!
Clifton Yalısı Yılları: İçinde Büyüyen Bir Yazar
Yalının en beklenmedik hikâyesi 19. yüzyılın son çeyreğinde yazılır. İngiliz Konsolosluğu yüksek mahkemesinde görev yapan George H. Clifton, ailesiyle birlikte bu yalıya yerleşir. Kaynaklara göre aile 1881–1907 arasında burada yaşamış, yapı bu dönemde çevrede "Clifton Yalısı" olarak da anılmıştır.
Bu yalıda büyüyen kız çocuğu, sonradan Lady Dorina Neave (1880–1955) adıyla tanınacak ve İstanbul üzerine üç kitap yazacaktı: Twenty-Six Years on the Bosphorus (1933), Romance of the Bosphorus (1949) ve Remembering Kut. II. Abdülhamid dönemi İstanbul'unun kozmopolit hayatını, Boğaz'ın balıklarını, 1894 depremini, Pera'nın sosyal çevrelerini anlatan bu kitaplar, Boğaziçi anı edebiyatının önemli kaynakları arasında sayılır.
Neave'in yalıya dair hatırladığı ayrıntı, mimari açıdan da kıymetlidir: Harem ile selamlık arasındaki ayrım gözle görülür bir sınır oluşturmuyordu; evin bir ucundan diğerine bütün kapılar açıldığında ortaya çıkan manzara ve yapının denize uzanan konumu, evin âdeta suyla çevrelenmiş olduğu hissini veriyordu. Bugün Edip Efendi Yalısı'na bir tekneden bakan herkesin ilk fark ettiği şey, tam da yüz kırk yıl önce tarif edilen bu histir.
Yalı portföyleri için tıklayınız!
Mimari Özellikler: Kayaya Oturan Bir Boğaziçi Sahilhanesi
Konum ve Kuruluş: Akıntıburnu'nun Üzerinde
Edip Efendi Yalısı, Kandilli Akıntıburnu'nda, doğrudan kayalıklar üzerine oturtulmuştur. Bu kuruluş biçimi, yapıya Boğaz'daki pek çok yalıdan farklı bir karakter kazandırır: Yalı, kıyıya yaslanmak yerine suyun içinden yükseliyor izlenimi verir. Boğaz'ın en güçlü akıntılarından birine bakan bu konum, yapının hem en büyük estetik avantajı hem de yüzyıllar boyunca en büyük yapısal sınavı olmuştur.
Plan Kurgusu: Harem ve Selamlık
Yalı, geleneksel Osmanlı konut şemasına uygun biçimde harem ve selamlık bölümlerinden oluşur; ancak bu iki bölümün tek ve büyük bir çatı altında toplanmış olması, Boğaz'da ender rastlanan bir kurgudur. Yapı dışarıdan bakıldığında bölünmemiş, bütünlüklü bir kütle olarak okunur.
Kesit olarak yalı, kârgir ve kayıkhaneli bir bodrum katı üzerine oturan iki ahşap/bağdadi kattan oluşur. Birinci katta, deniz cephesinde bir asma kat bulunur. Cumbalar ahşap kolonlara bindirmedir; deniz cephesindeki sol kenar cumbası iki kolon üzerine taşar. Her iki bölüm de deniz yönünde alt ve üst katlardan uzanan uzun koridorlarla birbirine bağlanmıştır — Dorina Neave'in "bütün kapılar açıldığında evin bir ucundan diğerini görmek" olarak tarif ettiği o etkinin mimari karşılığı tam olarak budur.
Yapının en çarpıcı ölçüsü ise deniz cephesidir: 39 metre. Bu uzunluk, Edip Efendi Yalısı'nı Boğaz'ın en uzun deniz cepheli yalıları arasına yerleştirir. Yalının ayrıca biri haremde, diğeri selamlık tarafında olmak üzere kayalara oyulmuş iki sarnıcı bulunur.
Yapı ölçüleri, Boğaz'daki ölçeğini net biçimde ortaya koyar: Selamlık binası 550 metrekare, harem binası 650 metrekare olmak üzere toplam 1.200 metrekare kapalı alan; selamlık için 1.000, harem için 963 metrekare olmak üzere toplam 1.963 metrekare arsa. İç mekân dağılımı ise 23 oda, 3 salon, 2 taşlık, 2 büyük sofa ve servis hacimlerinden oluşur. Basına yansıyan haberlerde zaman zaman 2.600 metrekarelik bir alandan ve 25 odadan söz edilmesi, harem ve selamlığın farklı biçimlerde birlikte hesaplanmasından kaynaklanır; bu rakamlar teyide muhtaçtır.
Cephe ve Üslup: Neoklasikten Baroğa
Yalının üslubu, neoklasik ile ampir arasında salınan bir bileşim olarak tanımlanır. Pencere pervazlarında barok süslemeler görülür; yapı genel hatlarıyla 19. yüzyıl Boğaziçi ahşap yapı geleneğini korur. Dış cephede açık mavi boyalı ahşap kaplama ile kırmızı kiremitli çatı, yalıya Boğaz siluetinde anında tanınan bir kimlik kazandırır. İç mekânlarda ise dış görünüşün aksine belirgin biçimde Avrupai ve zengin bir dekorasyon anlayışı hâkimdir — Boğaz yalılarının 19. yüzyıldaki Batılılaşma sürecini birebir yansıtan bir tercihtir bu. Sofalara açılan merdiven camekânları gösterişlidir; geometrik desenli ceviz parkelerin Edip Efendi döneminden kaldığı ve iyi durumda olduğu kaydedilmiştir. Bir onarım aşamasında pencereler de değiştirilmiş, giyotin tarzı doğramaların yerini içeriye doğru açılan çift kanatlı pencereler almıştır.
1916 Yangını: Kül Olan Sahilden Sağ Çıkan Yalı
Edip Efendi Yalısı'nın bugüne ulaşabilmiş olması, büyük ölçüde bir tesadüfün eseridir. 1916'da Paşabahçe açıklarında yakıt yüklü bir geminin infilak etmesiyle Kandilli–Vaniköy sahil şeridinde büyük bir yangın çıktı. Anlatılanlara göre alev almış variller gemiden denize yuvarlanmış, akıntıyla kıyıdaki yalılara sürüklenmişti. Bu felakette onlarca ahşap yapı kül oldu.
Mimarlık literatürüne yansıyan değerlendirme çarpıcıdır: İki büyük yangın sonucunda özellikle Kandilli İskelesi ile Vaniköy arasındaki yalılar ortadan kalkarken, bu sahada kurtulabilen tek bina Edip Efendi Yalısı olmuştur. Bugün Kandilli sahilinde gördüğümüz boşlukların çoğu, o gecelerin sessiz izidir.
Terk Edilmiş Yıllar, Bölünen Mülkiyet ve İki Restorasyon
Edip Efendi'nin mirasçıları arasında bölünen yalı, 20. yüzyıl boyunca uzun bir düşüş dönemi yaşadı. 1937'de Edip Efendi'nin veresesinden Avukat Ahmet Arif İyicigil yapıyı satın aldı; 1951'de onun vefatının ardından hisseler yeniden dağıldı ve 1970'lere gelindiğinde yalı, çok sayıda hissedarın ortak mülkü hâline gelmişti. Bu dönemde yapı fiilen kaderine terk edilmiş, harap sayılabilecek bir duruma düşmüştü.
Dönüm noktası 1980'lerde geldi. Harem ve selamlık bölümleri, koruma kurulu tarafından iki ayrı parsel üzerinde ayrı ayrı değerlendirildi; selamlık kısmı daha önce, 1971'de tescillenmişti. Kuzey bölümündeki haremi satın alan Uğur Mengenecioğlu, kapsamlı bir onarım süreci başlattı: Harem bölümü 1984–1987 yılları arasında yeniden inşa edilircesine elden geçirildi ve 1986'da tamamlandı. Selamlık bölümünün restorasyonu ise 1990'ların başında yürütüldü; proje Yüksek Mimar Haluk Sezgin tarafından hazırlandı ve çalışma 1993'te sonuçlandı. Her iki müdahalede de yapının özgün mimarisinin ve dekoratif ayrıntılarının korunmasına özen gösterildiği belirtilir.
Pop Kültür Hafızası: "Paramparça" ve Boğaz'ın Kamera Karşısındaki Yüzü
Edip Efendi Yalısı, son yirmi yılda geniş kitlelerle beklenmedik bir yerden buluştu: televizyon. 1 Aralık 2014'te Star TV'de yayımlanmaya başlayan ve başrollerini Nurgül Yeşilçay ile Erkan Petekkaya'nın paylaştığı Paramparça dizisinin ana çekimleri, yalının harem bölümünde gerçekleştirildi. Üç sezon süren ve 2017'de final yapan dizi, yalının iç mekânlarını milyonlarca izleyicinin hafızasına kazıdı.
Yapının o dönemki sahibi, iç mimar Ebru Mengenecioğlu'ydu; yalının iç düzenlemesinin de kendisi tarafından yeniden ele alındığı belirtilir. Basına yansıyan bilgilere göre yapım şirketi yalıyı aylık 50 bin dolar karşılığında kiralamış, yalıdaki antika mobilya ve eşyalar da çekimlerde kullanılmıştı. Bu rakam, o yıllarda Boğaz'daki tarihî yapıların dizi sektörüne kiralanmasının nasıl bir ekonomiye dönüştüğünün en çok konuşulan örneklerinden biri oldu.
Bugün Edip Efendi Yalısı özel mülkiyet statüsündedir ve ziyarete açık değildir. Yapıyı görmenin en makul yolu, Boğaz'dan geçen bir tekneden ya da Kandilli iskelesinden başlayan eski yedek yolu boyunca sahili yürüyerek yaklaşmaktır.
Bugün Kandilli'de Yaşamak: Bir Yatırım ve Yaşam Tercihi
Kandilli, Boğaz'ın Anadolu yakasında hâlâ ölçeğini ve sakinliğini koruyabilmiş ender semtlerden biridir. Vaniköy ile Anadoluhisarı arasında, Göksu Deresi'nin kuzeyinde uzanan bu kıyı şeridi; Kandilli Rasathanesi, Adile Sultan Sarayı, 1751 tarihli Kandilli Camii ve az ilerideki Küçüksu Kasrı ile yoğun bir kültürel katman sunar. Dik sokakları, ahşap köşkleri ve iskele çevresindeki balık lokantalarıyla semt, İstanbul'un merkezine bağlı kalmayı sürdürürken şehrin gürültüsünden belirgin biçimde ayrışır.
Yatırım perspektifinden bakıldığında Boğaz yalıları, İstanbul gayrimenkul piyasasının kendi kuralları olan ayrı bir segmentini oluşturur. Arz kalıcı olarak sınırlıdır; tescilli yapılarda her müdahale koruma kurulu onayına tabidir; restorasyon maliyetleri ve bakım yükümlülükleri standart konut ölçütleriyle karşılaştırılamaz. Buna karşılık bu yapılar, uzun vadede İstanbul ortalamasından bağımsız hareket eden, arzı artırılamayan bir varlık sınıfı olarak değerlendirilir. Kandilli özelinde ise yalı, sahilhane, köşk ve tarihî tescilli konut arasında ciddi fiyat ve kullanım farkları bulunur; restore edilmiş yapılarla özgün hâlini koruyan yapılar arasındaki değer aralığı belirgindir. Bu nedenle bölgede alım ya da kiralama kararı, yalnızca fiyatın değil; tescil durumunun, parsel yapısının, iskele ve rıhtım haklarının ve restorasyon geçmişinin birlikte okunmasını gerektirir.
Edip Efendi Yalısı, İstanbul Boğazı'nın en sabırlı tanıklarından biridir. Bir sarayın yerine kurulmuş, adını içinde yalnızca bir yıl yaşayabilen bir devlet adamından almış, bir İngiliz yazarın çocukluğunu barındırmış, bütün bir sahil şeridini yutan yangından tek başına sağ çıkmış ve yarım yüzyıllık bir terk edilmişliğin ardından yeniden ayağa kaldırılmıştır. Akıntıburnu'nun kayalıkları üzerinde duran o açık mavi cephe, yalnızca bir mimari nesne değil; Kandilli'nin dört yüz yıllık hafızasının suya değen yüzüdür. Boğaz'dan geçen her tekne, farkında olmadan bu hafızanın önünden geçer.
Space Istanbul ile Kandilli ve Boğaz Hattında Doğru Portföy
Bugün "Kandilli satılık yalı", "Kandilli kiralık villa", "Boğaz satılık sahilhane" ve "Üsküdar satılık" aramalarında öne çıkan Kandilli hattı; modern rezidansların standartlaşmış yaşam kurgusundan tümüyle ayrışan, şehrin merkezine bağlı ama kendi sessizliğini üretebilen ender bir yaşam alanı sunar. Edip Efendi Yalısı gibi tescilli yapıların oluşturduğu bu siluet, İstanbul'un tarihsel katmanlarıyla kurulan doğrudan bir temas biçimidir. Ahşabın, suyun ve birikmiş kültürel hafızanın birleştiği Kandilli, zamansız bir şehir yaşamını temsil eder.
Kandilli ve Boğaz hattında yaşamayı ya da yatırım yapmayı değerlendirenler için doğru portföye erişim ve doğru yönlendirme kritik bir rol oynar. Space Istanbul olarak, bu bölgede yer alan satılık yalı, sahilhane, köşk, villa ve daire seçeneklerimizle ilgilenen yatırımcı ve alıcılara, 20 yılı aşkın sektör deneyimimiz ve 40'a yakın danışman kadromuzla rehberlik ediyoruz. Kandilli ve çevresinde bir yaşam ya da yatırım kararı vermeyi düşünüyorsanız, size özel satılık ve kiralık portföylerimizi değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Yalı portföyleri için tıklayınız!
Sıkça Sorulan Sorular
Edip Efendi Yalısı nerede?
Edip Efendi Yalısı, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Kandilli semtinde, Kandilli Caddesi üzerinde yer alır. Boğaz'ın Anadolu yakasında, Akıntıburnu olarak bilinen kayalık burnun üzerine oturtulmuştur. Kandilli iskelesine ve Kandilli Rasathanesi'ne kısa mesafededir.
Edip Efendi Yalısı ne zaman yapıldı?
Kesin inşa tarihi bilinmiyor. 1948 tarihli bir kaynağa göre yalıyı Sadrazam Divitdâr Mehmed Emin Paşa yaptırmıştır; Mimar Lütfi Yazıcıoğlu ise 1850 civarını işaret eder. Kültür envanteri kayıtlarında yapı 19. yüzyıl eseri olarak sınıflandırılmaktadır. Basındaki "1753 yapımı" ifadesi, paşanın ölüm yılıdır.
Edip Efendi Yalısı adını nereden alıyor?
Yalı, adını 1887'de yapıyı satın alan Edip İbrahim Efendi'den alır. Şûrâ-yı Devlet üyeliği ile Defter-i Hâkânî ve Maliye nazırlıklarında bulunan Edip Efendi, yalıyı esaslı bir onarımdan geçirmiş ancak 1888'de vefat ettiği için burada yalnızca bir yıl kadar yaşayabilmiştir.
Edip Efendi Yalısı hangi dizide çekildi?
Yalı, 2014'te Star TV'de yayımlanmaya başlayan ve 2017'de final yapan Paramparça dizisinin ana çekim mekânıydı. Basına yansıyan bilgilere göre yapım şirketi, çekimler için yalıyı aylık 50 bin dolar karşılığında kiralamıştı.
Edip Efendi Yalısı ziyaret edilebilir mi?
Hayır. Yalı bugün özel mülkiyet statüsündedir ve ziyarete açık değildir. Yapıyı Boğaz turu yapan teknelerden ya da Kandilli sahilindeki yürüyüş hattından dışarıdan görmek mümkündür.
Kandilli'de yalı ve konut fiyatları nasıl seyrediyor?
Kandilli, arzı yapısal olarak sınırlı bir Boğaz semti olduğu için metrekare değerleri İstanbul ortalamasının belirgin biçimde üzerindedir. Tescil durumu, restorasyon geçmişi ve rıhtım hakları fiyatı doğrudan etkiler. Güncel portföy ve fiyat bilgisi için Space Istanbul ile iletişime geçebilirsiniz.
#edipefendiyalısı #edipefendiyalısıhikayesi #edipefendiyalısısatılık #kandilliyalıları #kandilli #boğaziçiyalıları #boğaziçiyalıları #istanbulyalıları #istanbulyalıları #boğaziçi #istanbulboğazı #yalı #yalıkültürü #tarihiyalılar #osmanlımimarisi #istanbultarihi #kandillisatılıkyalı #lüksgayrimenkul #luxuryrealestate #spaceistanbul