Han Tümertekin: Var Olanı Okuyan Mimarlık ve İstanbul'da Yeniden İşlevlendirme
Han Tümertekin: Var Olanı Okuyan Mimarlık ve İstanbul'da Yeniden İşlevlendirme

Bazı mimarlar şehre yeni yapılar ekleyerek iz bırakır. Han Tümertekin'in İstanbul'daki izini ise daha çok mevcut yapıların nasıl yeniden okunduğunda aramak gerekir. Bir Osmanlı bankası, bir elektrik santrali, 18. yüzyıldan kalma bir kışla ve Boğaz'ın ortasındaki bir kule... Bunlar onun mimarlık pratiğinin İstanbul'daki duraklarıdır.

 

Çağdaş Türk mimarlığının uluslararası alanda tanınan isimlerinden biri olan Han Tümertekin, kariyerini iki eksen üzerinde kurdu. Bir yanda Ege kırsalında yalın ve yere bağlı konutlar tasarladı, öte yanda İstanbul'un tarihi yapılarını yeni işlevlerle kente kazandıran projeler yürüttü. Bu yazıda Han Tümertekin'in mimari yaklaşımını, öne çıkan eserlerini ve İstanbul mimarlık tarihindeki yerini, teyit edilebilir projeleri üzerinden ele alıyoruz.

Han Tümertekin Kimdir?

Han Tümertekin 1958'de İstanbul'da doğdu. Saint Michel Lisesi'nin ardından 1982'de İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden mezun oldu ve 1982–1983 yılları arasında Paris'te mimarlık atölyelerinde çalıştı. Eğitimini tarihsel koruma alanındaki lisansüstü çalışmalarla sürdürdü. Koruma alanındaki bu birikim, ilerleyen yıllarda tarihi yapılarla kurduğu ilişkinin temelini oluşturacaktı. 

 

Mimari çalışmalarını 1986'da İstanbul'da kurduğu ofis çatısı altında yürüten Tümertekin, bugün İstanbul'daki ofisinin yanı sıra Strasbourg'daki Atelier Han Tumertekin ile de çalışmaktadır. Türkiye dışında Hollanda, Japonya, Birleşik Krallık, Fransa, Çin, Moğolistan ve Kenya'da projeler gerçekleştirmiştir. 

 

Mimarlık eğitimi de pratiğinin ayrılmaz bir parçası oldu. 1992'den bu yana mimarlık eğitimine katkı veren Tümertekin, Harvard University Graduate School of Design, Ecole Polytechnique Fédérale de Lausanne ve Paris'teki Ecole Spéciale d'Architecture'da konuk öğretim üyeliği yaptı; İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Yüksek Lisans programının da kurucuları arasında yer aldı. Seçilmiş projeleri Harvard University Press tarafından monografi olarak yayımlandı.

 

Ödüller açısından 1998 ve 2000 yıllarında Ulusal Mimarlık Ödülü'ne değer görülen Tümertekin, B2 Evi ile 2004 Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü kazandı ve 2007 Ağa Han Mimarlık Ödülü jürisinde görev aldı. Ödülün yönetim kurulunda da uzun yıllar yer aldı.

Han Tümertekin ve Çağdaş Türk Mimarlığı: Yeniden İşlevlendirme Dönemi

Han Tümertekin, Osmanlı veya erken Cumhuriyet mimarları gibi tek bir tarihsel üsluba bağlanabilecek bir isim değildir. Onu anlamak için 1990'lardan bu yana gelişen çağdaş Türk mimarlığına ve özellikle 2000'lerden itibaren İstanbul'da hız kazanan yeniden işlevlendirme pratiğine bakmak gerekir.

 

Bu dönemde İstanbul'un tarihi ve endüstriyel yapı stoku yeni bir gözle değerlendirilmeye başlandı. Atıl kalan santraller, banka binaları ve askerî yapılar kültür, eğitim ve araştırma işlevleriyle yeniden kamusal hayata katıldı. Tümertekin bu sürecin içinde yer aldı. Çağdaş mimarlık pratiğinin yanında Kız Kulesi, Casa Botter, eski Osmanlı Bankası Genel Müdürlüğü (SALT Galata), Silahtarağa Elektrik Santrali (santralistanbul) ve Topkapı Sarayı'ndaki Darphane-i Amire gibi yeniden işlevlendirme projelerinde çalıştı.

 

Mimarın bu yapılara yaklaşımı kendi ifadeleriyle de belgelenmiştir. SALT Galata projesi için anlattığına göre amaç, hafifçe yıpranmış ya da hasar görmüş bir öğeyi yenisiyle değiştirmek değildi. Var olan özgün dokuyu korumak, yalnızca kir tabakasını temizlemek ve patinaya, çatlamış ya da aşınmış yüzeylere dokunmadan yapıyı ruhunu kaybettirmeden yenilemekti. Rami Kütüphanesi'nde ise yaklaşımını tarihi yapının özgün mekânsal niteliklerini açığa çıkarmak ve yeni işlevleri en az fiziksel müdahaleyle yerleştirmek olarak özetler.

 

Bu tavır, Tümertekin'i bu dönemin önemli isimlerinden biri yapar. Onun pratiğinde tarihi yapı ne müze vitrinine dönüştürülecek bir nesne ne de tamamen yeniden yazılacak bir kabuktur. Yapı, katmanlarıyla birlikte okunan ve yeni hayatını bu katmanların üzerine kuran bir mekândır.

Öne Çıkan Yapıları ve Projeleri

SALT Galata (Eski Osmanlı Bankası Genel Müdürlük Binası)

Konum: Bankalar Caddesi, Karaköy
İşlev: Kültür, sanat ve araştırma merkezi

Bina, Fransız asıllı Levanten mimar Alexandre Vallaury tarafından Bank-ı Osmanî-i Şahane için tasarlandı ve 1892'de hizmete açıldı. Bankalar Caddesi'ne bakan ön cephesi neo-Rönesans, arka cephesi ise oryantalist etkiler taşır. 

 

 

Yapının bir kültür kurumu olarak yenilenmesi, Han Tümertekin yönetiminde Mimarlar Tasarım tarafından gerçekleştirildi. SALT Galata, Garanti'ye bağlı kültür ve sanat kurumu SALT'ın Galata'daki mekânı olarak 2011'de açıldı. Özgün kabuğu, iç mimarisi ve süslemeleri mümkün olduğunca korunan bina bugün SALT Araştırma'yı, bir oditoryumu, yeniden tasarlanan Osmanlı Bankası Müzesi'ni ve atölyeleri barındırır. Proje, Galata'nın bankacılık hafızasını taşıyan bir yapıyı kamuya açık bir araştırma ve kültür mekânına dönüştürmesiyle İstanbul'daki yeniden işlevlendirme örnekleri arasında öne çıkar. 

santralistanbul Enerji Müzesi

Konum: Silahtarağa, Eyüpsultan
İşlev: Endüstri müzesi

Silahtarağa Elektrik Santrali 11 Şubat 1914'te üretime başladı ve 1950'lere kadar İstanbul'un tek elektrik üreticisi oldu. Santral, ekonomik olmadığı gerekçesiyle 13 Mart 1983'te kapatıldı. Uzun süre metruk kalan tesis İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından kiralandı, restore edildi ve 8 Eylül 2007'de santralistanbul adıyla yeniden açıldı. 

Kampüsün genel planı farklı mimarların ortak çalışmasıdır. Tümertekin'in kendi anlatımına göre genel yerleşme kararlarını İhsan Bilgin koordinasyonunda Nevzat Sayın ve Emre Arolat üstlendi. Tümertekin ise türbin hollerini barındıran ana santral binasının Enerji Müzesi'ne dönüştürülmesiyle ilgilendi. 

 

 

1913 ve 1921'de inşa edilen 1 ve 2 numaralı makine daireleri Enerji Müzesi olarak düzenlendi. Buradaki AEG, Brown Boveri, Siemens ve Thomson Houston türbin-jeneratör grupları 1983'te bırakıldıkları hâliyle korundu. Tümertekin'in tasarımı makineleri yerinden oynatmak yerine ziyaretçinin onlara bakışını değiştirmeye odaklanır. Mimari müdahale, mevcut mekanik ekipmanı farklı bir görüş düzleminden izlemeyi sağlayan iskele, basamak ve asansörlerden oluşan bir dolaşım rotası olarak kurgulandı. Enerji Müzesi, 2012'de Avrupa Müze Akademisi'nin DASA ödülüne değer görüldü. 

 

Rami Kütüphanesi (Rami Kışlası)

Konum: Rami, Eyüpsultan
İşlev: Kütüphane ve araştırma merkezi

Rami Kütüphanesi, Tümertekin'in tarihi yapılarla çalışma biçiminin en kapsamlı örneklerinden biridir. Mimarın aktardığına göre Rami Kışlası 1770'lerde inşa edildi. Yeni program el yazması eserler, çocuk ve yetişkin kütüphaneleri ile okuma odalarından oluşuyor. İşveren Kültür ve Turizm Bakanlığı, tasarım ise Han Tümertekin Tasarım ve Danışmanlık tarafından yapıldı.

Yüksek hacimli, tek katlı ve bir avlu etrafında kare planla örgütlenen kışlada minimal müdahale yaklaşımı benimsendi ve zamanla eklenmiş öğeler temizlendi. Yeni işlevler için kitap raflarının taşıyıcı sistemine entegre asma katlar eklendi. Hasarlı bölümler ise özgün malzeme ve tekniklerle yeniden inşa edildi. Mimar, yirmi beş yıl önce bir kitabevi için tasarladıkları kitaplık sistemini bu projede de kullandıklarını belirtir. 

Proje uluslararası alanda da karşılık buldu. Rami Kütüphanesi, Ağa Han Mimarlık Ödülü'nün 16. döneminde (2023–2025) aday gösterilen 369 proje arasından seçilen 19 finalistten biri oldu ve ödül değerlendirmesinde İstanbul'un en büyük kütüphanesi olarak tanımlandı. 

Kız Kulesi Restorasyonu

Konum: Üsküdar açıkları, Boğaz
Tümertekin'in rolü: Restorasyon danışmanlığı

Kız Kulesi'ndeki son restorasyonda Tümertekin'in rolü tasarım müellifliği değil, danışmanlıktır. Yapıyı sonradan eklenmiş ve özgün karakterine uymayan öğelerden arındırmayı amaçlayan çalışmalara Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, Prof. Dr. Feridun Çılı ve Han Tümertekin danışman olarak katkı verdi. 

Restorasyonda, kaynaklarda en çok bilgi ve belgenin bulunduğu 18. yüzyıl sonu verileri esas alındı. Kale avlusuna 1990'larda eklenen çelik çatı ve asma kat söküldü. Teknik raporlarda kulenin üst bölümünün 1944'te betonarmeye çevrildiği belirtiliyordu. Ömrünü dolduran bu betonarme bölümler de yapıdan kaldırıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığınca tamamlanan restorasyonun ardından Kız Kulesi yeniden ziyarete açıldı. 

Bilsar Binası, Tünel

Konum: Tünel, Beyoğlu
İşlev: Şirket merkezi ve showroom

Daha küçük ölçekli ama öğretici bir İstanbul örneği. Tünel'de 20. yüzyıl başına ait bir konut binası şirket merkezi ve showrooma dönüştürüldü. Yapının tarihi eser statüsü nedeniyle müdahale sınırlı tutuldu. Zemin kat mağaza, showroom ve geçici tiyatro işlevleriyle kamusal bir alan olarak tasarlandı ve sokağın dokusunu yansıtmak için ham malzemeler kullanıldı. Şirketin iç işlevlerine ayrılan üst katlarda ise daha rafine detaylar tercih edildi. 

İstanbul Dışında Bir Referans Noktası: B2 Evi

İstanbul'da olmasa da Tümertekin'in mimarlığını anlamak için B2 Evi'ne değinmek gerekir. Çanakkale Ayvacık'a bağlı Büyükhüsun köyündeki iki katlı konut 2001'de tamamlandı. Beton ve elde işlenmiş taşla inşa edilen yapı, yalın formu ve yerel tekniklerin kullanımıyla çevresindeki peyzajla bütünleşir. Evin depreme dayanıklı basit bir strüktürü vardır. Doğu ve batı cepheleri, iki betonarme eleman ile bunların çevrelediği taş duvardan oluşan üç parçalı bir kompozisyona sahiptir. 

B2 Evi 2004'te Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü kazandı ve 2016'da Kültür Bakanlığı tarafından korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildi. Yapım tarihinden yalnızca on beş yıl sonra tescillenmesi, çağdaş bir yapının bu statüye nasıl ulaşabileceğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. 


İstanbul Mimarlığına Katkısı

Han Tümertekin'in İstanbul'a katkısını tek bir simge yapıda değil, farklı ölçek ve dönemlerden yapılara uyguladığı tutarlı bir yöntemde aramak gerekir. Bu yöntem 19. yüzyıl sonu Levanten mimarlığından (SALT Galata), 20. yüzyıl başı endüstri yapısına (Silahtarağa), 18. yüzyıl Osmanlı askerî mimarisinden (Rami Kışlası) Boğaz'ın en tanınan siluetlerinden birine (Kız Kulesi) kadar uzanır.

Bu projelerde ortak olan, tarihi yapının bir dekor değil, yeni işlevi biçimlendiren bir veri olarak ele alınmasıdır. santralistanbul'da türbinler yerinde bırakılıp çevrelerine bir izleme rotası kurulur. SALT Galata'da patina korunur. Rami'de yeni asma katlar kitap raflarıyla birlikte tek bir sistem olarak tasarlanır. Bilsar Tünel'de ise sınırlı müdahale zorunluluğu, zemin katı sokağa açan bir tasarım kararına dönüşür.

Tümertekin'in İstanbul'daki eserleri ağırlıklı olarak kültür, araştırma ve kamusal kullanım yapılarıdır. Bu nedenle mimari mirası, kentlinin gündelik olarak kullanabildiği mekânlarda da görünür hâle gelir. 17. Venedik Mimarlık Bienali için Arsenale'de tasarladığı "Side by Side" yerleştirmesinin bugün Haliç'e kurulmuş olması da onun İstanbul'la kurduğu ilişkinin güncel bir halkasıdır. 


Günümüze Ulaşan Mimari Mirası

Han Tümertekin'in İstanbul'da çalıştığı yapıların önemli bir kısmı bugün kamuya açık olarak kullanılmaktadır. SALT Galata araştırma ve kültür merkezi olarak, santralistanbul ise İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin kampüsü ve müze olarak hizmet verir. Rami Kütüphanesi Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı bir kütüphane, Kız Kulesi ise ziyarete açık bir anıt eserdir.

Mimarın üretimi koruma alanında da resmî karşılık bulmuştur. B2 Evi'nin kültür varlığı olarak tescili ve Rami Kütüphanesi'nin Ağa Han Ödülü finalistleri arasına girmesi, aralarında yaklaşık yirmi yıl bulunan iki farklı projenin ölçütleri farklı iki değerlendirmeden geçtiğini gösterir. Biri kırsalda yeni bir konut, diğeri kentte tarihi bir kışladır. Ama ikisinde de yere ve var olana duyulan dikkat ortaktır.

 

Han Tümertekin'in mimarlığı, gösterişli bir yeni biçim aramaktan çok, bir yapının zaten sahip olduğu niteliği görünür kılma üzerine kuruludur. Ege'de taş ve betonla kurulan yalın bir ev de İstanbul'da bir kışlanın kemerleri altına yerleştirilen kütüphane de aynı sorudan doğar: Burada zaten ne var ve ona ne kadar az dokunarak yeni bir hayat verilebilir?

Bu sorunun İstanbul'daki cevapları Karaköy'de, Haliç'te, Rami'de ve Boğaz'ın ortasında okunabilir. Tümertekin'in eserleri, çağdaş mimarlığın tarihi kentle kurabileceği ilişkiye dair somut örnekler sunar. Bu örneklerde kent hafızası korunacak bir geçmiş olmanın ötesinde, yeniden kullanılarak yaşatılan bir mekân olarak ele alınır.


Sıkça Sorulan Sorular

Han Tümertekin kimdir?
Han Tümertekin, 1958'de İstanbul'da doğmuş bir Türk mimardır. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden 1982'de mezun olmuş, 1986'da İstanbul'da kendi ofisini kurmuştur. B2 Evi ile 2004 Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü kazanmıştır.

 

Han Tümertekin hangi ödülleri almıştır?
Tümertekin, 1998 ve 2000 yıllarında Ulusal Mimarlık Ödülü'ne değer görülmüştür. 2004'te Çanakkale Ayvacık'taki B2 Evi ile Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü kazanmıştır. Tasarladığı Rami Kütüphanesi ise 2025 Ağa Han Mimarlık Ödülü finalistleri arasında yer almıştır.

 

Han Tümertekin'in İstanbul'daki eserleri nelerdir?
İstanbul'daki başlıca projeleri arasında eski Osmanlı Bankası binasının SALT Galata olarak yeniden işlevlendirilmesi, santralistanbul Enerji Müzesi, Rami Kışlası'nın Rami Kütüphanesi'ne dönüştürülmesi ve Tünel'deki Bilsar binası yer alır. Kız Kulesi'nin son restorasyonunda ise danışman olarak görev yapmıştır.

 

SALT Galata'yı hangi mimar yeniledi?
Alexandre Vallaury'nin tasarladığı ve 1892'de açılan eski Osmanlı Bankası binasının kültür kurumu olarak yenilenmesi, Han Tümertekin yönetiminde Mimarlar Tasarım tarafından gerçekleştirilmiştir. Bina 2011'de SALT Galata adıyla açılmıştır.

 

Rami Kütüphanesi'nin mimarı kimdir?
Rami Kütüphanesi, 18. yüzyılda inşa edilen Rami Kışlası'nın yeniden işlevlendirilmesiyle oluşturulmuş ve Han Tümertekin'in ofisi tarafından tasarlanmıştır. Projede yapının özgün mekânsal niteliklerini koruyan minimal müdahale yaklaşımı benimsenmiştir.

 

Han Tümertekin'in en bilinen yapısı hangisidir?
Uluslararası alanda en çok tanınan eseri, 2004'te Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü kazanan B2 Evi'dir. Çanakkale Ayvacık'ın Büyükhüsun köyündeki bu iki katlı konut, 2016'da kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. İstanbul'da ise SALT Galata ve Rami Kütüphanesi öne çıkan projeleridir.