Selahattin Zeren Apartmanı: Cihangir'in Yeşilçam Cephesi ve Kapıcılar Kralı'nın Efsanevi Adresi
Selahattin Zeren Apartmanı: Cihangir'in Yeşilçam Cephesi ve Kapıcılar Kralı'nın Efsanevi Adresi

İstanbul'da bazı yapılar, barındırdıkları hayatların ötesinde bir işlev üstlenir: Şehrin kolektif hafızasının fiziksel bir çıpası hâline gelirler. Cihangir'in Güneşli Sokak'ında yükselen Selahattin Zeren Apartmanı, ne bir Levanten bankerin sarayıdır ne de 19. yüzyıl Pera'sının süslü bir cephe gösterisi; bunun yerine, Türkiye'nin kendi orta sınıfını, kendi apartman kültürünü ve kendi sinemasını aynı anda kurduğu bir dönemin sessiz tanığıdır. Yapının bugün hâlâ ziyaret edilmesinin, fotoğraflanmasının ve sokağın başında ilk durulan bina olmasının nedeni, mimari bir gösteriden çok, bu binanın bir kuşağın ortak bir filmine cephesini ödünç vermiş olmasıdır. Selahattin Zeren Apartmanı, İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde, Cihangir semtinde, Taksim Meydanı'ndan Sıraselviler Caddesi'ne girildiğinde sol kolda kalan Güneşli Sokak üzerinde yer alır.

   
İnşa tarihi 1964
Adını veren Zeren ailesi
Mimarı Bilinmiyor
Mimari stil Erken Cumhuriyet sonrası modernizmi; betonarme, bitişik nizam apartman tipolojisi
Konum Güneşli Sokak, Cihangir, Beyoğlu, İstanbul
Kat adedi Zemin üzeri çok katlı (kesin sayı kayıtlarda netleşmiyor)
Daire sayısı Bilinmiyor
Sinema hafızası Kapıcılar Kralı (1976, Zeki Ökten) dış çekimleri
Bugünkü durum Aktif konut; asansör ilavesi dışında özgün görünümünü koruyor

 

Selahattin Zeren Apartmanı Tarihçesi: Bir Şehzadenin Adını Taşıyan Yamaç

Selahattin Zeren Apartmanı'nın üzerinde yükseldiği arazinin hikâyesi, semtin adını aldığı yapıya kadar geriye uzanır. Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan'ın küçük oğulları Şehzade Cihangir'in genç yaşta ölümü üzerine padişah, İstanbul'a hâkim bu tepenin üzerinde, eski bir dinî yapının harabelerinin bulunduğu mevkide 1559-1560'ta Mimar Sinan'a bir cami inşa ettirdi; camiye şehzadenin adı verildiği için bölgenin adı da Cihangir olarak kaldı. Ancak yamaç, uzun süre bir semt sayılacak yoğunlukta yerleşime sahne olmadı.

 

Bölgenin karakterini belirleyen asıl olgu, yangınlardır. 18. yüzyıla kadar hızla gelişen sokak dokusunda yapıların büyük bölümünün ahşap olması, 1765'te çıkan yangında semtteki yapıların neredeyse tamamının kül olmasına yol açmıştır. Belirleyici kırılma ise 20. yüzyılın başındadır: 1916'daki yangında semtteki tüm ahşap binalar kül olmuş, kâgir yapılar da hayli hasar görmüştür; o tarihten sonra Cihangir'de bir daha ahşap bina yapılmamıştır. Bugün Cihangir denince akla gelen kâgir cepheler, art deco ve neoklasik izler taşıyan apartman dizileri, işte bu yangın sonrası imar mantığının ürünüdür.

 

Selahattin Zeren Apartmanı'nın arsası da bu dönüşmüş dokunun içindedir. Yani bina, boş bir araziye değil, bir kez yanmış, bir kez yeniden kurulmuş ve ikinci kez dönüşmeye hazırlanan bir mahallenin üzerine oturur.

1964: Bir Ailenin Adını Verdiği Apartman

Yapı, Güneşli Sokak'ta 1964 yılında inşa edilmiştir. Bu tarih, İstanbul konut tarihinde tesadüfi bir tarih değildir. 1960'lı yıllar, İstanbul'un müteahhit eliyle apartmanlaştığı, "yap-satçılık" denen üretim biçiminin şehrin merkez semtlerini dönüştürdüğü yıllardır. Kat mülkiyeti rejiminin hukuken oturmasıyla birlikte, tek bir ailenin mülkü olan konak ve ahşap ev düzeninden, çok maliki olan dikey konut düzenine geçilmiştir. Selahattin Zeren Apartmanı, tam da bu geçiş kuşağının bir ürünüdür.

 

Binanın adı, dönemin yaygın adlandırma geleneğini izler: Yapıyı yaptıran ya da mülkiyetini taşıyan aile reisinin adı, cephenin en üstüne kabartma harflerle yazılır. O tarihlerde bir apartmana ad vermek, bir tür kentli imza atma biçimiydi; aile, şehrin dokusuna kendi soyadını kalıcı olarak iliştiriyordu. Zeren ailesinin bu adı taşıyan yapıyla bağı ise kâğıt üzerinde kalmamıştır: Binanın sahipleri Nuran Zeren Gülersoy ve eşi Gürbüz Gülersoy bugün de aynı binada yaşamaktadır; Nuran Zeren Gülersoy, filmin çekildiği dönemde de ailesiyle birlikte yine aynı apartmanda ikamet ediyordu.

 

Burada, yazının en incelikli detayı devreye girer. Nuran Zeren Gülersoy, İTÜ mezunu bir mimar ve şehir ve bölge planlama uzmanıdır; doğal ve tarihî çevrenin korunması, kentsel planlama ve tasarım alanlarında yayınları ve uygulama çalışmaları bulunmaktadır ve 1977-2018 yılları arasında İTÜ Mimarlık Fakültesi'nde görev almıştır. Yani Türkiye'nin kentsel koruma literatürüne kırk yılını vermiş bir akademisyen, altmışlı yılların bu apartmanında doğup büyümüş ve hâlâ orada yaşamaktadır. Binanın yarım yüzyıldır özgün görünümünü koruyor olması, bu tesadüfle birlikte okunduğunda daha anlamlı hâle gelir.

 

Güncel portföylerimiz için tıklayınız!

Nişantaşı'ndan Cihangir'e: Bir Filmin Adresini Değiştiren Ret

Selahattin Zeren Apartmanı'nı İstanbul'un sıradan bir altmışlı yıllar apartmanı olmaktan çıkaran hikâye, 1976 sonbaharında başlar.

Zeki Ökten, "Kapıcılar Kralı"nı başlangıçta Nişantaşı'nda çekmeyi planlamıştı. Ancak çekim izni için görüştüğü apartmanların yöneticileri ve sakinleri, gürültü olacağı ve huzurlarının kaçacağı gerekçesiyle olumsuz yanıt verdi. Ökten bunun üzerine, öğrencilik yıllarında konakladığı Cihangir semtindeki Güneşli Sokak'a gitti ve Selahattin Zeren Apartmanı'nın yöneticisi ile sakinleri izin verince set kuruldu.

 

Asıl edebî tesadüf ise bu görüşmeler sırasında yaşanır. Apartman yönetimiyle yapılan görüşmelerde senarist Umur Bugay'ın dikkatini binanın kapıcısı çeker; adının Seyit olduğunu öğrenince senaryodaki kapıcı karakterine bu ismi verir. Gerçek kapıcı Seyit'in üç çocuğundan ikisi de filmde oynatılmıştır. Bugay ayrıca Zeki Ökten'den kapıcı dairesinin olduğu gibi muhafaza edilerek görüntülenmesini istemiştir.

 

Türk sinemasının en çok tekrarlanan karakterlerinden birinin adı, böylece bir kurgu masasında değil, Cihangir'de bir apartman girişinde doğmuştur. Filmin gerçekçiliğinin kaynağı da buradadır: Set, mekânı taklit etmemiş, mekânın kendisi set olmuştur.

 

Bir başka ayrıntı, meraklıların yıllardır sokakta aradığı şeyi açıklar: Binada filmin apartman girişi ve dış çekimleri yapılırken, dairelerde gerçekleştirilen çekimler biraz ileride bulunan bir başka apartmanda yapılmıştır. Yani Selahattin Zeren Apartmanı, filmin "yüzü"dür; iç mekânları başka bir yapıya aittir.

Filmin başarısı da tesadüf değildir. Zeki Ökten'in yönettiği 1976 yapımı Kapıcılar Kralı, 14. Antalya Film Festivali'nde "En İyi 2. Film" ödülünü kazanmış; Zeki Ökten "En Başarılı Yönetmen", Kemal Sunal ise "En Başarılı Erkek Oyuncu" ödüllerini almıştır.

 

Güncel portföylerimiz için tıklayınız!